Günlerdir izliyorum…
Sessizce.
Not alarak.
Dinleyerek.
Ve en önemlisi; anlamaya çalışarak…
Esenyurt’ta, Recep Tayyip Erdoğan Parkı içine yapılması planlanan emniyet binası meselesi…
Artık sıradan bir proje tartışması değil.
Biraz şehircilik, biraz siyaset, biraz da algı yönetimi…
Ama gelin, gürültüyü bir kenara bırakalım.
Ve meseleyi olduğu gibi konuşalım.
İhtiyaç var mı? Var. Ama…
Önce şu gerçeği net koyalım.
Esenyurt gibi nüfusu bir milyonu aşan bir ilçede, güçlü ve merkezi bir emniyet yapılanmasının eksikliği hissediliyor.
Bu bir ihtiyaç mı?
Evet.
Zaten bu yüzden
Esenyurt belediye başkan vekili Can Aksoy ve Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu
ile yaptığım görüşmelerde de aynı vurgu öne çıkıyor:
“Esenyurt’un güvenlik altyapısı güçlenmeli.”
Bu noktada kimsenin ciddi bir itirazı yok.
Ama mesele sadece “ne yapılacağı” değil…
Nasıl ve nerede yapılacağı.
Yanlış yer, doğru işi tartışmalı hale getirir.
Recep Tayyip Erdoğan Parkı’nın içine yapılacak bir emniyet binası…
Kâğıt üzerinde kamu hizmeti.
Sahada ise ciddi bir planlama tartışması.
Çünkü bu işin en kritik başlığı:
trafik.
Bugün bile Esenyurt’un birçok noktasında araçlar ilerlemekte zorlanıyor.
Ana arterlerde yoğunluk, ara sokaklarda sıkışıklık artık sıradan hale gelmiş durumda.
Şimdi o bölgeye bir emniyet binası eklediğinizi düşünün:
Günlük personel giriş-çıkışı
Resmi araç hareketliliği
Vatandaş başvuruları
Olası operasyonel hareketlilik
Bunların tamamı o noktaya yüklenecek.
Bu ne demek?
Bugünün sorunu olan trafik, yarının krizi haline gelebilir.
Yeşil alan tartışması: Gerçekler ve algılar
Kamuoyunda en çok konuşulan başlıklardan biri de bu.
“Parkın içine bina yapılıyor, yeşil alan yok ediliyor” söylemi…
Ama sahaya baktığınızda tablo biraz daha farklı.
Projenin planlandığı alanın önemli bir kısmı zaten halı saha olarak kullanılan bir bölüm.
Yani ortada tamamen doğal bir yeşil alanın ortadan kaldırılması gibi bir durum yok.
Bu yüzden “yeşil alan katlediliyor” söylemi…
Tam anlamıyla gerçeği yansıtmıyor.
Ama bu da şu anlama gelmez:
“Her şey doğru yapılıyor.”
Çünkü şehircilik sadece alanın mevcut haliyle değil,
gelecekte yaratacağı etkilerle değerlendirilir.
13 ilçe başkanı: İlk kez ortak refleks… Ama sahaya yansımadı
Gelelim işin siyasi boyutuna…
Günlerdir 13 ilçe başkanı bu konuyla ilgili açıklamalar yapıyor.
Ortak bir itiraz dili oluşturulmaya çalışılıyor.
Basın toplantıları, çağrılar, sert eleştiriler…
Hatta bu yönüyle bakıldığında,
Esenyurt’ta uzun zamandır görülmeyen bir tablo var:
Farklı siyasi aktörlerin ortak bir itiraz zemini oluşturması.
Bu önemli mi?
Evet, önemli.
Ama bir eksik var.
Sokak…
Ayşe teyze bu konuyu konuşuyor mu?
Ali amca gündemine almış mı?
Açık konuşalım:
Hayır.
Pazar günü
Recep Tayyip Erdoğan Parkı önünde yapılan programa bakalım.
Kalabalık vardı.
Ama o kalabalık neyin göstergesiydi?
Bir toplumsal tepkinin mi?
Yoksa güneşli bir pazar gününün mü?
Bu sorunun cevabı hâlâ tartışmalı.
Yani siyaset konuşuyor…
Ama toplum henüz o kadar yüksek sesle konuşmuyor.
Popülizm mi, gerçek itiraz mı?
Yetkililerle yaptığım görüşmelerde sıkça dile getirilen bir eleştiri var:
“Bu süreçte popülist siyaset yapılıyor.”
Bu görüşe tamamen katılmak mümkün değil.
Ama tamamen reddetmek de zor.
Çünkü:
Ortada gerçek bir ihtiyaç var
Aynı zamanda bu ihtiyaç üzerinden siyaset üretme çabası da var
Ama tüm bunlara rağmen bir gerçek daha var:
Esenyurt’ta ilk kez bu ölçekte bir itiraz refleksi oluşuyor.
Bu da göz ardı edilemez.
Esenyurt’un asıl meselesi ne?
Aslında bu tartışma bize daha büyük bir gerçeği hatırlatıyor.
Esenyurt’un sorunları birikmiş durumda.
Trafik
Plansız yapılaşma
Yoğun nüfus baskısı
Altyapı eksiklikleri
Şimdi bu tabloya bir de yanlış konumlandırılmış bir kamu yatırımı eklendiğinde…
Sorun çözülmez.
Sadece şekil değiştirir.
Son söz: Mesele bina değil, akıl
Evet…
Esenyurt’un bir emniyet binasına ihtiyacı var.
Ama her ihtiyaç, her yere yapılacak diye bir kural yok.
Çünkü şehir yönetimi,
sadece “yapmak” değil…
doğru yerde doğruyu yapmak sanatıdır.
Bugün atılacak yanlış bir adım,
yarının kronik sorununa dönüşebilir.
Bu yüzden bu mesele sadece bir bina meselesi değil…
Bir şehir aklı meselesidir.
Ve bu noktada…
Takdir, tüm bu tartışmaların ışığında artık kamuoyunun.





