Sevda Durgun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. OKULDA KURŞUN… ÇOCUKLAR DEĞİL, YETİŞKİNLER SINIFTA KALDI!

OKULDA KURŞUN… ÇOCUKLAR DEĞİL, YETİŞKİNLER SINIFTA KALDI!

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Biri Şanlıurfa… biri Kahramanmaraş…

İki gün… iki şehir… iki okul…

Ve aynı acı: Bu ülkede artık çocuklar okulda ölüyor.

Önce bir haber düştü.

Sonra bir tane daha.

İki gün arayla, iki farklı şehirde…

İki okulda silahlar konuştu.

Öğretmenler hayatını kaybetti.

Öğrenciler hayatını kaybetti.

Ve en acısı…

Tetiği çeken yine bir çocuktu.

Bugün Kahramanmaraş. Dün Şanlıurfa.

Artık buna “münferit” diyemeyiz.

Bu bir alarmdır.

Eskiden sokak tehlikeliydi.

Şimdi okul.

Eskiden anne kapıda beklerdi.

Şimdi kalbi okul kapısında sıkışıyor.

Çünkü artık çocuklarımızı emanet ettiğimiz yerler bile…

Güvenli değil.

Peki biz ne yapıyoruz?

İzliyoruz.

Hem de nasıl izliyoruz…

Olay olur olmaz…

Sosyal medya doluyor.

Kanlı görüntüler.

Panik anları.

Çocukların çığlıkları.

Ve bunları paylaşanlar…

Gazetecilik yaptığını sanıyor.

Açık söyleyeyim:

Bu gazetecilik değil.

Bu, şiddeti pazarlamaktır.

Katilin manifestosunu yayımlamak…

Mektubunu paylaşmak…

Adını, yüzünü büyütmek…

“Halkın bilme hakkı” değildir.

Bu…

failin propagandasını tamamlamaktır.

Çünkü gerçek şu:

Bu saldırılar birbirini tetikler.

Birini diğeri izler.

Fail, kendinden öncekine bakar.

Okur.

Taklit eder.

Ve o metinler…

O görüntüler…

Sonraki saldırgana yol haritası olur.

Daha da net söyleyeyim:

Bu faillerin aradığı şeylerden biri…

Şöhrettir.

Siz ne kadar paylaşırsanız…

O kadar büyütürsünüz.

Şimdi dönüp bir de ekranlara bakalım.

Gündüz kuşağı programları…

Bağırış, çağırış, iftira…

Akşam dizileri…

Silah, tehdit, mafya…

Şiddet neredeyse normalleşmiş.

Yıllardır söyleniyor.

Yıllardır yazılıyor.

Ama değişen bir şey yok.

Reyting var çünkü.

Oysa bir zamanlar…

Aileyi anlatan diziler vardı.

Silahın değil, hikâyenin konuştuğu…

Bugün ise çocuklar…

Ekranda gördüğü şiddetin içinde büyüyor.

Sonra dönüp soruyoruz:

“Bu çocuklar neden böyle?”

Çocuklar durup dururken değişmez.

Görür.

Öğrenir.

Taklit eder.

Ama en büyük eksik ne biliyor musunuz?

Sınır.

Her şeyi veriyoruz.

Ama hiçbir şey öğretmiyoruz.

Telefon var.

İnternet var.

Özgürlük var.

Ama yok olan şeyler:

Saygı.

Sabır.

Vicdan.

Acı ama gerçek:

Herkes anne baba olmamalı.

Çocuk büyütmek…

Sadece dünyaya getirmek değildir.

Bir karakter inşa etmektir.

Okul öğretir.

Ama insan yetiştirmez.

İnsanı aile yetiştirir.

Toplum şekillendirir.

Medya besler.

Bugün yaşadığımız şey…

İşte bu üçlü çöküşün sonucu.

Ve evet…

Rakamlar ortada.

Çocukların yarısı zorbalığa uğruyor.

Bin öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor.

Öğretmen uyarıyor.

Sistem duymuyor.

Sonra biz şaşırıyoruz.

Ama en tehlikelisi ne biliyor musunuz?

Bunu da unutacağız.

Bu ülke çok şeyi unuttu.

Bunu da unutacak.

Sonra bir gün yine bir haber düşecek.

Yine “şoktayız” diyeceğiz.

Ama şunu kimse unutmasın:

Bu sadece bir güvenlik sorunu değil.

Bu bir ahlak meselesi.

Bu bir toplum meselesi.

Çocuklarımızın üzerinden çekin artık ellerinizi.

Şiddeti normalleştirmeyin.

Şiddeti yaymayın.

Şiddeti izletmeyin.

Ve en başta…

Çocuklarınızı sadece büyütmeyin.

Yetiştirin.

Çünkü eğer çocuklarımızı koruyamazsak…

Hiçbir şeyi koruyamayız.

Ve eğer çocuklarımızdan korkar hale geldiysek…

Asıl sınıfta kalanlar biziz.

OKULDA KURŞUN… ÇOCUKLAR DEĞİL, YETİŞKİNLER SINIFTA KALDI!
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Dijital Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!