Sevda Durgun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. CHP’DE KIRILAN SADECE CAMLAR MI?

CHP’DE KIRILAN SADECE CAMLAR MI?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uzun zamandır Türkiye’nin gündemindeydi…

CHP’nin 38. Kurultayıyla ilgili mutlak butlan davası…

“Karar ne zaman çıkacak?” sorusu günlerdir konuşuluyordu.

Kimi Mayıs ayını işaret etti, kimi “bayram sonrası” dedi.

Derken beklenen karar, dün akşam saatlerinde açıklandı.

Ve bir anda gözler yeniden CHP’ye çevrildi.

CHP Genel Merkezi hareketlendi…

İstanbul İl Başkanlığı önünde kalabalık toplandı…

Toplantılar başladı…

Açıklamalar peş peşe geldi…

Doğal olarak gece boyunca televizyon ekranlarında, haber merkezlerinde ve sosyal medyada tek soru konuşuldu:

“Şimdi ne olacak?”

Kararın hukuki boyutu ayrı tartışıldı…

Siyasi etkileri ayrı…

Kimileri kararı hukuk adına önemli buldu…

Kimileri sert tepki gösterdi…

Muhalefet cephesinden açıklamalar peş peşe geldi.

Sol Partiler başta olmak üzere, DEM Parti’den DEVA Partisi’ne, Saadet Partisi’nden İYİ Parti’ye kadar birçok siyasi aktör, siyasi partilerin iç yönetimine ilişkin tartışmaların yargı eliyle şekillenmemesi gerektiğini savunan açıklamalar yaptı.

Hatta bugün bazı siyasi parti liderlerinin ve temsilcilerinin CHP Genel Merkezi’ne ziyaret gerçekleştirecek olması da sürecin yalnızca CHP’nin iç meselesi olmaktan çıktığını gösteriyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında diyalog kurulması gerektiğini söyleyerek dikkat çeken bir çıkış yaptı.

Demek ki mesele artık yalnızca bir hukuk dosyası değil…

Türkiye siyasetinin tamamını ilgilendiren bir başlığa dönüşmüş durumda.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gece saatlerinde hem Genel Merkez önünde partililere seslendi hem de basın açıklaması yaptı.

Beklenenin aksine, yalnızca sert bir dil değil; kontrollü ve mücadele vurgusu taşıyan bir ton vardı.

“Bizi bu koltuğa delegeler oturttu, sadece delegeler kaldırır” dedi.

Partinin teslim olmayacağını, “emanete sahip çıkacaklarını” söyledi.

Bir başka dikkat çeken cümlesi ise Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgiliydi.

Telefonuna baktığında Kılıçdaroğlu’nun aramasını gördüğünü söyledi. Ancak “Dönüp ne konuşacağız?” sözleriyle de aradaki siyasi mesafenin hâlâ kapanmadığını ortaya koydu.

Ve tam da bu noktada…

Benim dikkatimi çeken yalnızca mahkeme kararının kendisi olmadı.

Kararlar tartışılır…

Eleştirilir…

Desteklenir…

Bunlar siyasetin doğasında var.

Fakat kararın hemen ardından yaşananlar, meselenin başka bir tarafını da önümüze koydu.

CHP’ye yıllarca genel başkanlık yapmış, Cumhurbaşkanı adayı olmuş Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının indirildiği, çerçevesinin kırıldığı görüntüler…

Ardından Edirne’den, bazı il ve ilçe örgütlerden gelen tepkiler görüntüler…

Sosyal medyada yükselen sert dil…

İşte orada durdum.

Çünkü siyasette bazen kırılan şey sadece cam olmuyor.

Öfke anlaşılır…

Hayal kırıklığı da…

Ama siyasi hafıza kırılınca iş değişiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu eleştirilebilir mi?

Elbette.

Ama bir dönem bir partinin genel başkanlığını yapmış, milyonların oyuyla Cumhurbaşkanı adayı olmuş bir isme yönelik öfkenin fotoğraf kırmaya dönüşmesi…

Doğrusu bunu siyasetin dili olarak görmek istemiyorum.

Bir başka detay daha vardı…

CHP Genel Merkezi önündeki görüntülere baktığımızda, CHP bayraklarının yanında hatta daha görünür şekilde farklı sol siyasi yapıların ve muhalif çevrelerin bayrakları da dikkat çekiyordu.

Yanlış anlaşılmasın…

Demokrasi dayanışmayı dışlamaz.

Siyasi destek de elbette olur.

Ama insan yine de sormadan edemiyor:

CHP kendi krizini kendi siyasi refleksiyle mi yönetiyor…

Yoksa ortaya çıkan tablo artık başka siyasi aidiyetlerin ve ortak muhalefet psikolojisinin de gölgesinde mi şekilleniyor?

İşte bu soru küçümsenmemeli.

Bugün CHP’de konuşulan yalnızca bir mahkeme kararı değil…

Yıllardır biriken tartışmaların, liderlik hesaplarının, parti içi kırgınlıkların ve siyasetin sert dilinin geldiği noktadır.

Hiçbir parti bir gecede bu hale gelmez.

Kırılmalar birikir…

Sessizliklerde büyür…

Sonra bir gün herkesin gözünün önünde görünür hale gelir.

Ve şimdi herkesin aklındaki soru aynı:

CHP bundan sonra ne yapacak?

Yol haritası nasıl şekillenecek?

Parti kendi iç barışını kurabilecek mi?

Çünkü bugün CHP’de kırılan sadece bir çerçevenin camı değil.

Belki güven…

Belki aidiyet…

Belki de ortak siyasi hafıza…

Ve siyasette oluşan kırıkları onarmak, bazen bir mahkeme kararından çok daha uzun sürer.

CHP’DE KIRILAN SADECE CAMLAR MI?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Dijital Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!