İstanbul’da olası büyük deprem konuşulurken, artık mesele sadece fay hattının nereden geçeceği değil; hangi ilçenin ne kadar hazır olduğu meselesidir. Ve bu sorunun en kritik cevaplarından biri de hiç kuşkusuz Esenyurt’tur.
Çünkü Esenyurt bugün yalnızca bir ilçe değil; 1 milyon 3 bin 905 nüfusuyla Anadolu’daki birçok ilden daha büyük devasa bir yaşam alanıdır. 43 mahallesi, yüz binlerce konutu, yoğun yapılaşması ve karmaşık kent dokusuyla İstanbul depreminde en çok konuşulacak ilçelerden biri olmaya adaydır.
Peki Esenyurt gerçekten depreme hazır mı?
Bu soruya duygusal değil, bilimsel verilerle yaklaşmak gerekiyor.
İlçedeki yapı stokuna baktığımızda yaklaşık %60’ının, yani 23 binden fazla binanın 1980-2000 yılları arasında yapıldığı görülüyor. Bu dönem, Türkiye’de yapı denetim sisteminin henüz bugünkü standartlarda olmadığı yıllardı. Hazır beton kullanımının sınırlı olduğu, zemin etütlerinin çoğu zaman formalite olarak görüldüğü bir dönemden bahsediyoruz.
Buna karşılık yaklaşık %39’luk bölümün 2000 sonrası yapılmış olması önemli bir avantajdır. Çünkü bu binalar büyük ölçüde yapı denetimi görmüş, zemin etütleri yapılmış ve yeni deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiştir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur: Esenyurt’un nüfus yoğunluğu, bina kalitesinden bağımsız şekilde riski büyütmektedir.
Bir başka kritik mesele ise zemin gerçeğidir.
Esenyurt’un bazı bölgelerinde alüvyon zeminler, dere yatakları ve gevşek yapıdaki Gürpınar formasyonu dikkat çekiyor.
Hürriyet, Necip Fazıl Kısakürek, Ardıçlı Evler, Fatih, Yunus Emre, İncirtepe, Güzelyurt, Yeşilkent, Mehmet Akif Ersoy ve Akşemsettin mahalleleri bu açıdan öne çıkıyor.
Çünkü depremde yalnızca bina değil, zeminin davranışı da belirleyicidir.
Zemin kötüyse, bina üzerindeki sarsıntı büyür. Zemin kötüyse, bina daha fazla enerjiye maruz kalır. Zemin kötüyse, iyi bina bile risk altına girebilir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarına göre Esenyurt’ta yüzlerce binanın çok ağır hasar alabileceği, binlerce yapının ise ağır hasarlı hale gelebileceği öngörülüyor. Özellikle Osman Gazi, Pınar, Bağlarçeşme, İncirtepe, Namık Kemal ve Saadetdere mahalleleri risk açısından öne çıkıyor.
Üstelik mesele yalnızca bina meselesi de değil.
Asıl mesele şu: 1 milyonu aşan nüfusun deprem anında nasıl yönetileceği.
Toplanma alanları yeterli mi? Afet koordinasyon merkezleri yeterince güçlü mü? Arama kurtarma ekipleri nüfus yoğunluğuna uygun kapasiteye sahip mi? Mahalle bazlı afet planları hazır mı? Vatandaşların kaçta kaçı deprem çantası hazırladı? Kaç apartmanda acil durum planı var?
Belki de en önemli soru şu: Esenyurt’ta deprem konusunda gerçek anlamda toplumsal farkındalık oluştu mu?
Bugün Esenyurt’ta onlarca federasyon, yüzlerce dernek, birçok sivil toplum kuruluşu ve siyasi partiler faaliyet yürütüyor. Köy dernekleri, ilçe dernekleri, bölge federasyonları, hemşehri platformları…
Peki kaç tanesi depremi ana gündem maddesi yapıyor?
Düğün organizasyonları kadar, Festival programları kadar, Siyasi ziyaretler kadar, Deprem toplantıları yapılıyor mu?
Bir ilçenin geleceğini belirleyecek en büyük mesele depremken, bu konuda yeterli kamuoyu baskısı oluşturuluyor mu?
Çünkü deprem yalnızca belediyelerin meselesi değildir. Deprem yalnızca AFAD’ın meselesi değildir. Deprem hepimizin ortak meselesidir.
Bugün Esenyurt’ta yaşayan herkesin ortak kaderi aynı fay hattına bağlıdır.
Bu nedenle artık siyasi görüşleri, hemşehrilik ayrımlarını, kurum rekabetlerini bir kenara bırakıp “deprem seferberliği” anlayışıyla hareket etmek zorundayız.
Mahalle bazlı gönüllü arama kurtarma ekipleri kurulmalı, Dernekler afet eğitimleri düzenlemeli, Sitelerde deprem tatbikatları yapılmalı, toplanma alanları artırılmalı, riskli binalar hızlı şekilde dönüştürülmeli, özellikle 2000 öncesi yapılmış binalar acilen analiz edilmelidir.
Çünkü deprem olduğunda bizi kurtaracak şey yalnızca beton değil; hazırlıklı toplum olacaktır.
Esenyurt’un önünde iki seçenek var: Ya siyaseti konuşmaya devam edeceğiz ya da deprem için gerçekten hazırlık yapacağız.
Ve artık zaman, konuşma değil; harekete geçme zamanıdır.
Esenyurt Depremi Unuttu, Siyasete Kilitlendi
0
Paylaş



