Gül Güyük
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Coğrafyanın Kaderi mi, İnsanın Kederi mi?

Coğrafyanın Kaderi mi, İnsanın Kederi mi?

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ölümün soğuk yüzü, Ortadoğu’nun tozlu sokaklarından yükselip her ananın kalbine bir çığlık gibi düşerken; barış, tarihin tozlu raflarına itilmiş bir hayal gibi öksüz kalıyor. Savaşın pervasız yüzü bugün İsrail, İran ve komşu coğrafyalarda sadece sınırları değil, insanlığın o kadim onurunu da parça parça ediyor. Ortalık kan gölüne dönerken, bizler sadece ölümleri sayan ruhsuz istatistikçilere mi dönüştük?

“Dondurulan” Sadece Barış mı, Yoksa Vicdan mı?

Dünyayı yönetenlerden koro halinde yükselen o kirli “savaşı kutsama” ayinlerini izliyoruz. Diplomasiyi buzdolabına koyup şokladıklarını sananlar, aslında insanlığın vicdanını dondurduklarının farkında bile değil.
Evet, barış süreçlerini derin donduruculara hapsettiniz; ama her gün yeni bir ölüm haberiyle sarsılan annelerin acısını hangi “şoklama” dindirebilir?
Siz o barışı dondururken, yerine kanı, canı ve bitmek bilmeyen bir nefretin tohumlarını ektiniz. Kendi siyasi egolarınızı ve iktidar hırslarınızı beslemek için daha kaç bin masumun bedeni o toprağın altına girmeli?
Bu, sadece bir toprak kavgası değil; insanın kendi özüne, merhametine ve yaratılış gayesine yabancılaşmasıdır.

Sarayların Gölgesinde Kalan Gerçekler

Ekrana çıkıp “Kanımızın son damlasına kadar” diyenlerin rahatlığı, aslında en büyük trajedidir. Bu söz; kendi çocukları çelik zırhlı araçlarda ya da lüks korunaklarda olanların, yoksul halk çocuklarının canı üzerinden kurduğu bir kumar masasıdır.
Vatan savunması mukaddestir. Ancak bu savaş; birilerinin stratejik oyunlarını, saraylarını, yatlarını ve bitmek bilmeyen şatafatını korumak içinse, durup sormak gerekir:
Bir çocuğun tek bir damla gözyaşı, sizin o görkemli saraylarınızdan daha kutsal değil mi?
Kendi egolarını tanrılaştıranlar, bu coğrafyayı dev bir kurban sunağına çevirdi. Oysa dökülen her damla kan, insanlığın ortak hafızasından silinen bir gelecektir.

Büyük Egoların Küçük Mezarları

Tebessümle bakan bir çocuğun gözlerinde ölümün soğuk gölgesini doğuracaksa sizin o “şanlı” zaferleriniz; alın, bütün stratejik başarılar, bütün petrol yatakları, bütün koltuklar sizin olsun.
İnsanın kendisine ve hemcinsine duyduğu bu hınç, aslında koca bir “hiçliğin” zaferidir.
Egolarınızı ölümün o karanlık diliyle değil; yaşatmanın ve paylaşmanın bilgeliğiyle doyurmayı deneyin.
Unutmayın ki tarih sarayları yazsa da, vicdan sadece o masum çocuğun yarım kalan gülüşünü hatırlar.
Ve o çocukların tebessümünü çalan her düzen, eninde sonunda kendi yarattığı o kan gölünde boğulmaya mahkûmdur.

Gül Güyük

Coğrafyanın Kaderi mi, İnsanın Kederi mi?
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Dijital Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!