Bu satırları kaleme alalı uzun zaman oldu… Fakat dönüp baktığımda, anlatılanların hâlâ bugünü tarif ettiğini ve güncelliğini koruduğunu görüyorum. Bu yüzden sanki bugün yazılmışçasına yeniden paylaşmak istedim.
İnsani değerlerin ayyuka çıktığı günümüzde, hep bu iki cümle arasında git gel yaşadım: İnsan olmak mı zor, insan kalmak mı? Biz yine de önceliği insana vererek, basitten karmaşığa doğru yol alıp insana bir yolculuk yapalım…
Biyolojik Varlıktan “Düşünen” İnsana Ne demiştik?
İnsan olmak; herkes kendini insan kategorisinde görür. Ama ne kadar “insan” olduğunu sorgulamaz. İnsani değerlere sahip olmak, yani evrim yasasına göre dört ayak üzerinden iki ayak üzerine dikildiğimiz için mi insan oluruz? Belki de bizleri hayvandan ayıran en belirgin özelliğimiz olan “düşünüyor oluşumuzdan” ötürü biraz insanız. Peki, düşünmek yeterli mi? Düşünmek, güzel bir başlangıç ve eylem biçimi. Fakat esas olan; nasıl ve ne kadar düşündüğümüzdür. Düşüncemize yön veren şeyin ne olduğu da bir o kadar önemli değil mi?
Yaşam Koşulları Düşünceyi Belirler mi?
“Nasıl yaşarsan, öyle düşünürsün” sözünden yola çıkarak; bizleri çevreleyen koşullar, yaşam biçimimizi belirleyip düşüncemize yön vermez mi? Örneğin, en basitinden ele alalım: Bir patron, işçi gibi düşünebilir mi? Hayır. Çünkü bir patron, kâr hırsıyla düşünür. Bugün ettiği kârı yarın ikiye katlamanın hırsıyla hareket eder. İşçinin düşüncesini belirleyen şey ise; “Bugün eve ne götüreceğim, kirayı nasıl öderim, çocuğuma nasıl ilaç alırım, faturalarımı nasıl öderim?” gibi uzayıp giden bir yığın düşünce zinciridir. Görüldüğü gibi, düşüncemizi belirleyen yaşam koşullarımızdır.
İç Dünyamıza Yolculuk
Bazen kendi içimizde de hep bir ikilem yaşarız. Örneğin; iyi-kötü, mutlu-mutsuz, bencil-paylaşımcı gibi yanlarımız olmadı mı? Hiç kendi iç dünyamıza dönüp bu farklı yanlarımızı keşfe çıktık mı? Toplum ve birey olarak, kendi başarısızlığımızın sorumlusu için her zaman bir günah keçisi ararız. Ama kendi beceriksizliğimizi ve yetersizliğimizi asla görmeyiz! Bir şeyler yolunda gitmiyorsa, mutlaka kendi yöntemimizde bir eksiklik var demeliyiz. Ne istediğimizi ve ne için istediğimizin bilincinde olmalıyız.
Devamı bir sonraki yazımda… Takipte kalın.



