Onur Karakoç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Esenyurt’taki Eski Hükümlüler

Esenyurt’taki Eski Hükümlüler

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Esenyurt…
İstanbul’un en hızlı büyüyen, en çok göç alan, en yoğun nüfuslu ilçelerinden biri. Ama aynı zamanda en çok konuşulan, en çok tartışılan yerlerden biri. Çünkü Esenyurt sadece bir ilçe değildir; adeta yaşayan, dönüşen ve çelişkileriyle büyüyen bir sosyolojik laboratuvardır.

Burada sokaklar sadece asfalt değildir; umutla umutsuzluğun kesiştiği çizgilerdir.
Binalar sadece beton değildir; içinde hayallerin, kırgınlıkların ve mücadelelerin yaşadığı yapılardır.
Ve insanlar… sadece nüfus verisi değil, her biri ayrı bir hikâyedir.

Esenyurt’u konuşurken genelde aynı başlıklar açılır:
Nüfus yoğunluğu, plansız yapılaşma, trafik, altyapı sorunları, eğitim eksiklikleri ve elbette suç oranları…
İstanbul Emniyeti’nin verilerine göre ilçenin suç oranlarının yüksekliği sık sık gündeme gelir. Tartışılır, eleştirilir, çözüm önerileri sunulur.

Ama bu tartışmaların tam ortasında, herkesin gözünün önünde duran bir gerçek var ki neredeyse hiç konuşulmaz:
Eski hükümlüler.

Cezaevinden çıkan bir insanı düşünelim…
Kapı açılıyor. Özgürlük başlıyor. Ama aslında başka bir mahkûmiyet de o anda başlıyor: Toplumsal dışlanmışlık.

Peki sonra ne oluyor?
Nereye gidiyor bu insanlar?
Nasıl geçiniyorlar?
Kim onlara iş veriyor?
Kim “geçmişin geçmişte kaldı” diyebiliyor?
Esenyurt’ta eski hükümlülerin sayısı ne kadar?
Bu sayı nüfusa oranla nasıl bir büyüklük ifade ediyor?
Bu insanların ne kadarına gerçekten el uzatılıyor?

Adli sicil kaydı, bir bireyin hayatının önüne çekilmiş görünmez ama aşılmaz bir duvar gibi duruyor. İş başvurularında eleniyorlar. Kiralık ev bulmakta zorlanıyorlar. Toplum içinde sürekli bir şüpheyle karşılaşıyorlar.
Yani aslında ceza bitiyor ama cezanın toplumsal yansıması ömür boyu sürüyor.

Tam da burada asıl soruyu sormak gerekiyor:
Biz suçu mu konuşuyoruz, yoksa suçun yeniden üretilmesini mi?
Eğer bir insanı cezaevinden çıktıktan sonra toplumun dışına iterseniz, ona iş vermezseniz, onu kabul etmezseniz…
Onu tekrar suça iten zemini biz hazırlamış olmaz mıyız?

Sosyolojinin en temel gerçeklerinden biridir:
Toplumsal dışlanma, suçu besler.

Esenyurt gibi dinamiklerin yoğun olduğu bir ilçede bu durum çok daha görünür hale gelir. Yoksulluk, işsizlik, göç, eğitime erişimdeki sorunlar… Bunların hepsi zaten kırılgan bir zemin oluştururken, eski hükümlülerin bu zemine itilmesi, adeta yeni suç döngülerinin kapısını aralamaktadır.

Peki bu noktada kim ne yapıyor?
Sivil toplum kuruluşları nerede?
Dernekler, federasyonlar, yerel yönetimler, siyasi partiler…
Hangi proje eski hükümlülerin topluma kazandırılması için hayata geçirildi?


Belki vardır. Belki bir yerlerde çalışmalar yapılıyordur. Ama sahada görünmeyen, topluma yansımayan hiçbir çalışma, çözüm değildir.
Çünkü mesele sadece proje üretmek değil, insana dokunabilmektir.

Artık şunu kabul etmeliyiz:
Suçla mücadele sadece polisle, mahkemeyle, cezaeviyle olmaz.

Asıl mücadele, ceza bittikten sonra başlar.
Eğer biz Esenyurt’ta suç oranlarını gerçekten düşürmek istiyorsak, önce eski hükümlüleri konuşmak zorundayız.
Onlara iş imkânı sağlamak, meslek edindirmek, psikolojik destek sunmak, sosyal uyum programları geliştirmek zorundayız.

Çünkü unutmayalım:
Topluma kazandırılmayan her birey, toplum için potansiyel bir risk olarak geri döner.
Ama kazandırılan her birey, aynı zamanda bir umuttur.

Esenyurt’un bir ruha ihtiyacı var demiştik…
Belki de o ruh, dışlananları sahiplenmekle, ötekileştirilenleri yeniden topluma kazandırmakla oluşacak.

Ve belki de o gün geldiğinde, Esenyurt artık sadece suç oranlarıyla değil, insanı yeniden kazanma başarısıyla anılan bir ilçe olacak.

Esenyurt’taki Eski Hükümlüler
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Dijital Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!