Esenyurt’ta Recep Tayyip Erdoğan Parkı üzerinden yürüyen tartışma, sadece bir proje meselesi olmaktan çıkıp, muhtarlar üzerinden yeni bir polemiğe dönüştü. CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın açıklamaları sonrası, muhtarların hedef alınıp alınmadığı tartışma konusu oldu.
Sevda Durgun, yaşanan süreci, kullanılan dili ve ortaya çıkan çelişkileri kaleme aldı.
Esenyurt’ta Recep Tayyip Erdoğan Parkı içerisindeki halı sahaların kaldırılarak yerine emniyet binası yapılması tartışması günlerdir devam ediyor.
2 gün önce Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy muhtarlarla bir araya geldi.
43 mahalle muhtarı…
Ve birçok muhtar açıkça şunu söyledi:
“Emniyet binasına karşı değiliz.”
Bugün ise CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat Esenyurt’a geldi…
Ve tartışmanın yönü değişti.
Muhtarlara “İradenizi baskıya teslim etmeyin…” dedi.
Şimdi açık açık soruyorum:
Bu ne demek?
43 mahalle muhtarı baskı altında mı?
Kim baskı yapıyor?
Nerede, nasıl bir baskı var?
Bunun bir kanıtı var mı?
Yoksa…
Bu sözler, muhtarları doğrudan “iradesiz” göstermek değil mi?
“Cesaret gösterin” demek, muhtarları “cesaretsiz” ilan etmek değil mi?
Bakın…
Muhtarlar bu kentin seçilmişleridir.
“Onlara tavsiyem…” diyerek başlayan bir cümle…
“Bu kıymetin farkında olun” demek…
Muhtarlar yaptıkları görevin farkında değil mi?
43 seçilmiş insanın iradesi bu kadar kolay sorgulanabilir mi?
Bu dil…
Açık söyleyeyim:
Siyasi eleştiri değil.
Aba altından sopa göstermektir.
“ESENYURTLU DEĞİLSİN” TARTIŞMASI
Bir başka söz:
Özgür Karabat tarafından Başkan Vekili Can Aksoy’a söylenen;
“Sen bu işe karışma… Sen Esenyurtlu değilsin.”
Peki sormazlar mı?
İki yıl önce aday yaptığınız Ahmet Özer Esenyurtlu muydu?
Esenyurt’un içinden çıkan,
Esenyurt’un evladı olan Ali Gökmen aday yapılmadı mı?
Sonra ne oldu?
Kendi adayınızı geri çektiniz
Yerine Esenyurt’la bağı olmayan bir ismi getirdiniz
Şimdi…
Dün sorun olmayan “Esenyurtlu olmamak” bugün neden sorun?
Bu ne çelişki?
MESELE PARKTI… NEYE DÖNDÜ?
Evet…
Ortada bir park tartışması vardı.
İtiraz vardı.
13 siyasi parti bir araya geldi.
Bu…
Demokratik bir haktır.
Kıymetlidir.
Ama…
Bugün gelinen noktada tartışma:
Muhtarları hedef alan
Toplumu ayrıştıran bir dile dönüştü.
SON SÖZ..
Ben bugüne kadar…
Haklıya “haklı” dedim
Haksıza “haksız” dedim
Doğruyu yazdım, yanlışı eleştirdim
Bugün de açık söylüyorum:
Özgür Karabat’ın bu söylemleri yanlıştır.
Park, yeşil alan ve emniyet müdürlüğü tartışmaları yürütülürken,
muhtarları hedef haline getirmek doğru bir yaklaşım değildir.
Sürece dair en sağlıklı değerlendirmeyi yine muhtarların kendilerinin yapacağına inanıyorum.
Takdiri kamuoyuna bırakıyorum.





