CHP’li Namık Tan, Beykoz’da kurulması planlanan Deniz Unsur Komutanlığı hakkında iktidardan açıklama istedi.
Namık Tan, Beykoz’da kurulması planlanan Deniz Unsur Komutanlığı hakkında iktidara çağrıda bulundu. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), X üzerinden yaptığı paylaşımda, Beykoz’da kurulması planlanan komutanlığa çok uluslu askeri heyetin ziyaret gerçekleştirdiğini ve ziyarete ilişkin fotoğrafların paylaşıldığını duyurdu.
Ziyarete, Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargâhı Komutanı Jean-Pierre Fague, Komutan Yardımcısı Richard Stewart Charles Bell ve beraberindeki heyetin katıldığı belirtildi.

“TÜRKİYE’NİN ROLÜ YENİDEN TANIMLANIYOR”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Tan, MSB’nin paylaşımını alıntılayarak kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Tan, Türkiye’nin yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası haline getirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Güvenlik alanında karşılaştığımız son gelişmeler, Türkiye’nin yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası haline getirildiğini gösteriyor.
NATO kuvvet yapısı içinde planlanan kara unsurlu MNC-TÜR kolordusuyla Beykoz’da Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz güvenliği için öngörülen çok uluslu deniz komutanlığı birlikte okunduğunda, Türkiye’nin askeri rolünün kara ve deniz boyutlarıyla yeniden tanımlandığı anlaşılıyor.”

“ASIL SORULAR CEVAPLANMALI”
Tan, söz konusu yapılanmaya ilişkin şu soruları yöneltti:
“Türkiye, hangi tehdit değerlendirmesiyle bu yapılarda rol üstleniyor? Türkiye, bu yeni bölgesel güvenlik mimarisinde karar verici bir merkez rolü mü üstlenecek, yoksa farklı kriz alanlarını birbirine bağlayan bir ileri konuşlanma ve operasyon platformu haline mi gelecek?
Bu yapıların kriz anında kullanım sınırları nasıl olacak? Türkiye’nin siyasi ve askeri karar alma yetkisi nasıl korunacak?”

“ŞEFFAFLIK ZORUNLULUK”
Tan, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Asıl sorun, bu ölçekte stratejik adımların kamuoyuna sanki rutin bir idari işlemmiş gibi yeterli açıklama yapılmadan ve zamanlama itibarıyla tartışmaya açık şekilde sunulmasıdır. Şeffaflık gözardı edilerek, yangından mal kaçırcasına atılan her adım, Türkiye’nin güvenliğini güçlendirmekten ziyade stratejik belirsizlikleri derinleştirme riski taşıyor.
İktidar tarafından açık, net ve zamanında bir bilgilendirme yapılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.”





