Bazen bir işin daha başındayken insanın yüzünü güldüren anlar olur.
Dijital Gündem’in yayınlarını, logolarını, ilk adımlarını sosyal medyada paylaştığımızdan bu yana arayanlar oldu.
Soranlar oldu.
“Hayırlı olsun” demek için ofisimize çiçeklerle gelenler oldu.
Daha tam anlamıyla bitmemiş bir ofise rağmen kapıyı çalan, mesaj atan, heyecanımıza ortak olan herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Bu ilgi, bu sahiplenme bana bir kez daha şunu hatırlattı:
Hayatta en kıymetli yatırım, insana yapılan yatırımdır.
Makamlar geçici. Binalar geçici. Tabelalar geçici.
Ama insan biriktirmek kalıcı.
Dönüp baktığımda şunu görüyorum; çok şükür, iyi insanlar biriktirmişim.
Farklı görüşlerden… Farklı dünyalardan…
Ama ortak bir noktada buluşabilen insanlar.
Bu yazıyı da o yüzden bir toplu teşekkür olarak görmek isterim.
İyi ki varsınız.
Meslek hayatım boyunca pek çok belediye başkanı gördüm.
Pek çok milletvekili… Pek çok siyasetçi… Geldiler. Geçtiler.
O dönemlerde çoğu, gücünü
koltuğundan alan bir özgüvenle
hareket ediyordu.
Kendini koltuğun sahibi sananlar oldu.
Ama zaman gösterdi ki;
koltuğa güvenenler, koltuk gidince kendileri de sahneden çekildi.
Elbette bu sözüm herkes için değil.
Hâlâ samimiyetini koruyan siyasetçiler var.
Onları ayrı tutarım.
Ama şunu da görmek lazım:
Kalıcı olan makamlar değil, duruştur.
Biz gazeteciler içinse durum başka.
Biz kalemimizle var oluruz.
Dün buradaydık. Bugün buradayız.
Yarın da burada olmaya devam edeceğiz.
Dijital Gündem medya ofisimize her kesimden ziyaretler yapılıyor. Siyasetçi… Esnaf… Sivil toplumdan isimler… Mahalle sakinleri…
Ama sohbetlerin bir noktadan sonra dönüp dolaşıp dayandığı yer hep aynı: Siyaset ve Esenyurt’un sorunları.
Aslında yeni bir şey konuşmuyoruz.
Esenyurt’un problemleri yıllardır konuşuluyor.
Ama çözümler hep erteleniyor.
En can yakıcılarından biri: otopark sorunu.
Bugün benim ofisimin bulunduğu bölgede bile arabayı koyacak yer yok.
Sokaklar bu kadar aracı kaldırmıyor.
Kaldırımlar park yeri olmuş.
Ara sokaklar kilitlenmiş.
Acil bir durum olsa, ambulansın geçmesi zor.
Bu artık bir konfor meselesi değil.
Bu bir güvenlik ve yaşam meselesi.
Esenyurt büyüdü. Ama planlama aynı hızda büyümedi.
Her yeni bina, yeni araç demek.
Ama karşılığında tek bir otopark alanı yok.
Bu sorunu görmezden gelerek yol alamayız.
Geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi
Esenyurt İlçe Başkanı Kemal Aygün’ün yaptığı açıklamalar da bu anlamda dikkat çekiciydi.
Kamunun alanlarının hemşehri dernekleri tarafından adeta işgal edilmesini eleştirdi.
Açık söyleyeyim; katılmamak elde değil.
Esenyurt’ta bine yakın hemşehri derneği var.
Ama ne yazık ki bunların büyük bir kısmı artık kültür, dayanışma ya da tanıtım amacıyla değil;
siyasetin arka bahçesi, pazarlık masası gibi çalışıyor.
Kamuya ait alanlar belli grupların kontrolünde.
Bu doğru değil.
Sivil toplum, siyasetin uzantısı olduğunda güçlenmez. Zayıflar.
Kamu alanları kimsenin tapulu malı değildir.
Bu şehirde yaşayan herkesindir.
Bunlara bir de okul yetersizliğini, uyuşturucu kullanımındaki artışı, sağlık ve güvenlik sorunlarını eklediğinizde tablo daha da ağırlaşıyor.
Ama her defasında en kolaya kaçıyoruz:
Konuşuyoruz.
Şikâyet ediyoruz.
Sonra gündem değişiyor.
Oysa Esenyurt’un artık günü kurtaran değil, cesur ve kalıcı çözümlere ihtiyacı var.
Yazımı bir teşekkürle açtım, bir
hatırlatmayla bitireyim:
Bu şehir hepimizin.
Sorunlarını konuşmak kadar, çözüm talep etmek de hepimizin görevi.
Dijital Gündem’i kurarken niyetimiz tam da buydu:
Konuşulmayanı konuşmak…
Görmezden gelineni görünür kılmak…
Ve bunu, insan biriktirerek yapmak.
Okuyan, arayan, soran, kapımızı çalan herkese…
Bir kez daha teşekkür ederim.
Devam edeceğiz.

