Merhaba sevgili okurlar… Geçen yazılarımda insan merkezli konuları ele almıştım. Aslında en baştan söylemeliyim ki; amacım periyodik olarak, belirli takvimlere bağlı kalarak yazmak değildi. Ben, duygu yoğunluğu yaşadığım anlarda düşüncelerimi ak kâğıda aktarmayı ve bu birikimi siz değerli okurlarla paylaşmayı seçenlerdenim.
Bam Telindeki Tını
Gördüm ki; yazıyı okuyan herkesin yüreğinin bam teline dokunup ortak bir tınıda buluşmuşuz. Aslında her birimizin çevresinde olup biteni gözlemleyerek, insani ilişkilerin ne kadar yozlaştığından yola çıkıp; biz insani değerleri yitirmeyenlerin nasıl davranması gerektiği yönünde, haddim olmayarak karanlığa küçük de olsa bir mum tutmaya çalıştım.
Bilgi Ayrıntıda Gizlidir
Herkesin her şeyi bildiği ama aslında hiçbir şeyi tam anlamıyla bilmediği bir toplumda bir şeyler yazmak gerçekten çok zor. Örneğin; birisine toplumla, yaşamla, insanlıkla ilgili bir şeyler anlatırsınız, karşılığında “Hep aynı şeyler, ben bunları zaten biliyorum” diyerek ukalaca bir tavırla karşılaşırsınız. Evet, her şey aynı gibi görünebilir ama binbir tonu olan yeşilin ara tonlarını bilmeyenler için her renk aynıdır. Olaylara biraz daha farklı yönlerden, daha derinlemesine baktığımızda; bütün güzelliklerin ayrıntıda gizli olduğunu görür ve tekdüzelikten kurtuluruz. Konuşurken dikkate almadığınız bir çocuktan dahi öğreneceğimiz çok şey vardır. Yeter ki dinlemesini bilelim.
Tek Yanlılığın Karanlığı ve Aydınlanma
Olayları ve olguları ele alırken onları şartlarından ve koşullarından bağımsız değerlendirirsek tek yanlılığa düşeriz. İki kişi kavga ettiğinde genellikle bir tarafı dinler ve hemen diğerinin haksız olduğuna hükmederiz. Ancak bir düşünürün dediği gibi: “Bir tarafı dinleyen karanlıkta kalır, iki tarafı dinleyen aydınlanır.” İşte bu yüzden her iki tarafı da dinlediğimizde daha doğru karar verir, insanların arasındaki nefret duygusunu da azaltmış oluruz. Tabii bu olgunluğa erişmek öyle bir anda olmuyor. Biz insanların en temel özelliği düşünebiliyor oluşumuzdur; sıradan bir yaşam ise ancak sürüngenlerin harcıdır.
Kovayı Büyütmek
Bilgiyi dolaylı ve dolaysız yollarla elde ederiz. Okuyarak veya dinleyerek edindiğimiz bilgiler bizi fikir sahibi yapar; ancak bizzat görerek, dokunarak ve hissederek edindiğimiz somut bilgilerde yanılma payımız çok daha azdır. Bilgi ve birikimimiz ne kadar zengin olursa, önümüze çıkan sorunları çözmemiz de o denli kolay olur.
Hani “Sözün bittiği yerde şiddet başlar” denir ya; işte bu hataya düşmemek için her zaman çıkınımızda söyleyecek birkaç sözümüz olmalı ki bireysel ve toplumsal şiddete gerek kalmasın. Unutmayın; herkes okyanustan kovası kadar su alır. Kovasını büyütmeyenin aldığı su hep aynı kalır.
Yüreğinizin sevgiyle atması dileğiyle…
Takipte kalın…



