Sevda Durgun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. PROVOKATÖR DEĞİLİM, GAZETECİYİM!

PROVOKATÖR DEĞİLİM, GAZETECİYİM!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçen hafta kapımız çaldı.

Dijitalde Bugün haber merkezine bir ziyaret…

Hayırlı olsun demek için gelen bir isim:

Gürsel Tekin.

Konu bu kadar basitti aslında.

Geldi, oturduk, sohbet ettik.

Yanında Esenyurt’tan isimler vardı.

İçlerinde farklı siyasi görüşten insanlar da vardı.

Ama mesele bu olmadı.

Mesele, benim attığım bir başlık oldu.

“İl Başkanı” yazdım diye…

Bir anda ortalık karıştı.

“Gerçek il başkanı o değil”,

“Sen nasıl böyle yazarsın?”

“Kimlerle oturuyorsun?”

Ve ardından bildik senaryo:

Linç.

Günlerce…

Sosyal medyada, mesajlarda, kulislerde…

Sadece bir başlık yüzünden.

Sadece bir gazetecilik tercihi yüzünden.

Buna da eyvallah dedim.

Çıktım, anlattım.

YouTube’da video çektim.

Ne yaptığımı, neden yaptığımı tek tek izah ettim.

Ama mesele üzüm yemek değildi.

Mesele bağcıyı dövmekti.

Sonra bir video daha çektim.

Bu kez Esenyurt’taki bir görüntüyü eleştirdim.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili

Nuri Aslan ilçeye geliyor…

Ve ortada ne var?

Yüz kişiyle yapılan bir karşılama.

Ben de şunu söyledim:

“Gazetecilerle uğraşacağınıza, bu tabloyu sorgulayın.”

Hepsi bu.

Ama yine aynı refleks…

Savunma yok.

Açıklama yok.

Etiket var.

CHP İlçe Başkanı Cafer Çakmak çıkıyor, yazıyor:

“Provokatör paylaşımlarınızdan vazgeçin.”

Ve ardından…

Beni, gazetecilerin de bulunduğu WhatsApp grubundan çıkarıyor.

Evet.

Bir gazeteciyi…

Eleştirdi diye…

İlçe başkanı WhatsApp grubundan atıyor.

Şimdi açık açık konuşalım.

Bu mu sizin demokrasi anlayışınız?

Bu mu ifade özgürlüğü?

Kendinize “demokrat”, “özgürlükçü”, “aydın” diyorsunuz…

Ama bir eleştiriye bile tahammül edemiyorsunuz.

Bir gazeteciyi yaftalıyorsunuz.

Yetmiyor, dışlıyorsunuz.

Yetmiyor, hedef gösteriyorsunuz.

Sonra da çıkıp demokrasi dersi veriyorsunuz.

Bırakın bu işleri.

Bana “provokatör” diyemezsiniz.

Bu hadsizliktir.

Gazeteciyi yaftalamak, cevap verememenin en ucuz yoludur.

Ben gazeteciyim.

Gördüğümü söylerim.

Yanlışı eleştiririm.

Hoşunuza gitmese de yazarım.

Siz alışmış olabilirsiniz alkışa…

Ama gazetecilik alkış tutmaz.

Gazetecilik soru sorar.

Ve anlaşılan o ki, sizin en büyük probleminiz de bu.

Asıl mesele ne biliyor musunuz?

Beni bir tarafa çekmeye çalışmanız.

“Bizden misin, onlardan mı?” diye sıkıştırmanız.

Değilim.

Hiçbirinizden değilim.

Benim tarafım gazeteciliktir.

Ama siz, eleştireni hemen karşı tarafa yazıyorsunuz.

Çünkü işinize öyle geliyor.

Çünkü başka türlü baş edemiyorsunuz.

Bir gazeteciyi gruptan atmak…

Onu “provokatör” ilan etmek…

Bunlar güç değil.

Bunlar zayıflık göstergesidir.

Benim yazdıklarıma katılmayabilirsiniz.

Eleştirebilirsiniz.

Karşı çıkabilirsiniz.

Ama yaftalayamazsınız.

Ve beni bir yere yamayamazsınız.

Son söz:

Provokatör değilim.

Gazeteciyim.

Ve gazetecilik…

Sizin tahammül sınırlarınıza göre şekillenmez.

PROVOKATÖR DEĞİLİM, GAZETECİYİM!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Dijital Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!