Onur Karakoç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Esenyurt’un Görünmeyen Sınıf Duvarları

Esenyurt’un Görünmeyen Sınıf Duvarları

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Güney Kore sinemasının Oscar tarihine damga vuran filmi Parasite, aslında bir filmden çok daha fazlasıydı. Yönetmen Bong Joon-ho, Kim ailesi ile Park ailesi üzerinden yalnızca iki farklı yaşamı değil; iki ayrı sınıfın birbirine değmeden nasıl aynı şehirde var olabildiğini gösterdi.

Bir tarafta işsizliğin, güvencesizliğin ve çaresizliğin içinde hayata tutunmaya çalışan Kim ailesi…

Diğer tarafta ise zenginliğin konforuna hapsolmuş, dış dünyayı neredeyse hiç tanımayan Park ailesi…

Filmdeki o meşhur sahneyi hatırlayın: Yağmur, Park ailesi için romantik bir atmosfer oluştururken, Kim ailesi için bir felakete dönüşür. Aynı yağmur, iki farklı hayat…

Bugün Esenyurt’a baktığımızda da durum bundan çok farklı değil.

Aynı ilçede yaşıyoruz ama aynı hayatı yaşamıyoruz.

Bir yanda site duvarlarının ardında güvenlikli, peyzajlı, izole, lüks hayat sürenler…

Diğer yanda dar sokaklarda, altyapı sorunlarıyla, kalabalık evlerde yaşam mücadelesi verenler…

Kim ailesi gibi hayata tutunmaya çalışan binlerce insan var bu ilçede.

Ve Park ailesi gibi, bu gerçekliği görmemeyi tercih eden bir başka kesim…

Sorun şu:

Bu iki dünya birbirine ne kadar yakın görünse de aslında o kadar uzak.

Esenyurt’un temel meselesi artık sadece “plansız büyüme” değil.

Asıl mesele, sınıflar arasındaki görünmez duvarların her geçen gün daha da yükselmesi.

Çünkü mesele sadece gelir farkı değil; fırsat farkı.

Bir çocuk özel okulda, yabancı dil öğrenerek, sosyal aktivitelerle, lüks ve konfor içinde; istediğini yiyip içebildiği, dengeli beslenerek büyüyor.

Diğer çocuk ise kalabalık sınıflarda, yetersiz imkanlarla, kantinden alışveriş yapamıyor, beslenme saatinde dahi sağlıklı ve düzenli beslenme imkânına ulaşamadan hayata hazırlanıyor.

Sonra dönüp “neden eşit değiller?” diye soruyoruz.

Oysa cevap çok net:

Başlangıç çizgileri aynı değil.

Parasite bize şunu anlatıyordu:

Yoksulluk bir tercih değil, bir döngüdür.

Ve o döngü kırılmadıkça, insanlar ne kadar çabalarsa çabalasın aynı yerde dönüp durur.

Esenyurt’ta da aynı döngü işliyor:

Düşük gelir → düşük yaşam standardı → sınırlı eğitim → sınırlı gelecek…

Bu bir kader değil, bu bir sistem.

Ama asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü sınıfsal farklar derinleştiğinde, toplum sadece ekonomik olarak değil, duygusal olarak da bölünür.

Aynı mahallede yaşayan insanlar birbirini tanımaz hale gelir.

Birinin “normal” dediği hayat, diğerine lüks gelir.

Ve işte o zaman şehir, şehir olmaktan çıkar.

Yan yana duran ama birbirine değmeyen hayatların toplamına dönüşür.

Esenyurt bugün tam olarak bu kırılmanın eşiğinde.

Daha fazla bina yapmak çözüm değil.

Daha yüksek katlar, daha geniş yollar da değil.

Esenyurt’un ihtiyacı olan şey:

Eşit fırsatlar,

Erişilebilir eğitim,

Nitelikli kamusal alanlar

Ve en önemlisi sosyal adalet.

Aksi halde, Parasite’te olduğu gibi, görünmeyen gerilimler bir gün görünür hale gelir.

Ve o gün geldiğinde mesele artık sadece “yoksulluk” değil, toplumsal bir çatışma olur.

Esenyurt bir ilçe değil sadece.

Bir uyarıdır.

Görmek isteyene…

Esenyurt’un Görünmeyen Sınıf Duvarları
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Dijital Gündem ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!